Söylesem tesiri yok..

Uzundur yazamıyorum. Ne kalem ne kağıt ne de kelimeler yetiyor hissettiklerimi aktarmaya. O kadar yoğun bir karmaşaya iteledi ki olanlar beni; ne olup biteni özetleyecek; buradan, bu sayfadan, duyuracak gücüm kaldı ne de maçta avazım çıktığı kadar bağıracak.

Siyahla beyazın ortasında kaldım. Ne gözümü karartıp siyah olabiliyorum ne de istediğim kadar beyaz.. Gri olmayı aklıma bile sokmazken ortada kalmışlığın getirdiği acizlikle grinin savunucusu olmuşum sanırım. Her şeye bir bahane bulur olmuşum farkına varmadan: yazmamaya, bağırmamaya, gitmemeye, konuşmamaya, susmamaya…

Beklediğim çare ne o konuda hiçbir fikrim yok aslında. Tek bildiğim kongrenin çare olmadığı.. Beşiktaş’ın sahibi olarak gösterilen 22000 üyenin vereceği karara ne güvenim var ne de saygım. Nedeniyse aşikar ve ben buradan bir kez daha 22000 üyenin yüzde kaçının Beşiktaşlı olduğu konusuna değinmeyeceğim bile. Herkesin bildiği bu gerçeği sanırım bir tek yıldırım demirören ve arkadaşları bilmiyor ya da bilmek istemiyor ki Beşiktaş’ı belirli bir zümreye mal etme çabası içerisine giriyorlar.

Ve bizler her zaman ki gibi susuyoruz. Merak ettiğim tek şey bu suskunluk ne zaman bitecek. Stadımız yılkınca? Yıkıldıktan sonra yerine yenisi yapılamayınca? Başka bir “semte” otobüslerle takımımızı desteklemeye gidince? Gruplar hainde tribünden sürülünce? ...

Biraz düşünsek biraz çabalasak, okusak, yazsak, konuşsak çözülür çözülmesine de bunları yapacak zamanımız mı kalmıyor geçmişle övünmekten?

Adamadama'nın söylediği gibi bu defa ah vah dememek için bir şeyler yapmak gerekmez mi?

Bir şeylerin değişmeyeceğini de biliyorum aslında, bu sitem bu yazılar boşa ama yine de sönmüyor içimdeki yangın:

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.”

Var sen düşün gerisini..

1 yorum:

  1. yine ah vah diyecegiz gibi görünsede yapılacak olan belli artık..

    YanıtlaSil