federasyonun birinde

aziz nesin'in güzel bir hikayesidir: "memleketin birinde". aziz nesin hikayelerine taş çıkartıyor federasyonumuz, bir bir yaptıklarıyla yapmadıklarıyla. pek güldürüklü, pek temaşa.
gazetelerden giriyorlar mevzuya, sonra bir bakıyorsun kararlar alınmış, açıklamalar yapılmış! hoppala paşam, zeytinburnu sincan... evvel diyemem ama, birisi sanırım aklınca feci şakalar yapıyor. beni kimse bunların ciddi olduğuna inandıramaz!
bir sabah kalkıyorsun bakıyorsun ki memleketin gündeminde futbol camialarıyla ilgili tutuklama ve yargılama haberleri. akşamına federasyonun yetkilileri: "mevzu tamamiyle futbol dışı, galiba voleybolda sorunlar var, havalar önümüzdeki hafta 3-4 derece soğuyacak, buzlanma ve don olaylarına karşı güreşseverleri uyarıyoruz." şeklinde açıklamalar yapacak kıvamdalar... içmeyi bilmiyorsan, içmeyeceksin sayın abim! olay bu kadar basit...
bir sürü tantana, gürültü, ortalık dağılmış pazar yerleri, federasyon "ne olacak bu memleketin hali suat abi, bence tütünü yasaklayarak çok iyi etmiş padişahımız." kıvamına kaymış. akıntıya kürek çekmeyeceksin sandalcı, olay bu kadar basit...
ardından tepkiler gelince etkileniyorlar haliyle, içleri parçalayan havalardalar... seviyorsan gidip konuşacaksın bence, olay bu kadar basit...
bakıyorlar bu böyle olmuyor, şike almış başını yürümüş, federasyon da feci uyuyunca bir kulubun başkan adaylarından birisi, zoraki federasyon başkanlığı sürecinde feci hırpalanmış, o halde sistemi değiştirip playoff' u deneyesi geliyor bizimkilerin... zaten şike'ye karşı en etkili çözüm playoff sistemidir! playoff şikenin köküne şerbet suyu döker... bilmiyorsan kurcalamayacaksın sayın abim, olay bu kadar basit...
bu da kesmiyor, imaj zedelenmiş, alkollü araç kullanıldığı için polise verilen tomarla çorba, kestaneyi sağlam tutmaya yetmemiş, bari az daha kurcalayalım diyorlar. kur deyince akıllarına neden kadınlar ve çocuklar geliyor bilinmez ama bir şekilde imaj kurtarma çalışmalarına giriyorlar. batan gemiye ilk kadınları ve çocukları alarak şirinlik yapacaklar ama, öyle böyle değil, ellerine yüzlerine değil sadece, her taraflarına bulaşıyor... battı balık yan gitmeyecek sayın abim, balığın da azıcık haysiyeti olacak, olay bu kadar basit...

soralım evvela? hani belki aklımız yetmiyordur?
- bir ceza yeterli yaptırıma sahip değilse, ve değiştirilmesi gerekliyse, neden değiştirilir? daha etkili yaptırım uygulatmak için değil mi? peki kadınların ve çocukların oluşturduğu bir seyirci profili öncesine göre daha etkili ve caydırıcı bir ceza mıdır?
- kadınlar ve çocuklar neden bir cezalandırma yöntemi olarak öne sürülmektedirler?
- federasyon neden "TERSİNE AYRIMCILIK" barındıran uygulamaları hayata sokmaktadır?
- bu cezanın daha ileri safhası, kadınlardan oluşan takımları, çocuklardan oluşan hakemleri, yahut erkeklerden oluşan cesetleri mi öne sürmektir?
- kadınlar ve çocuklardan oluşan seyirciler cezai yaptırım gerektiren bir ihlalde bulunduğunda, diyelim ki toplu halde aşağılayıcı ve rencide edici tezahurat sürekli ve süreli olarak yapıldığında nasıl bir cezalandırma uygulanacaktır? bu defa da 80 yaşından küçük olanlar gelmesin mi denecek?

engellilerin, çocukların, kadınların, spora seyirci yönetici ve en önemlisi de sporcu olarak katılım sağlamasından daha güzel bir şey olamaz. bu hususta itirazımız olamaz, itirazı olanla da karşı karşıya seve seve geliriz. bu fikrin inatla birer savunucularıyız. ancak kadınların ve çocukların bir ceza-i yaptırım olarak kullanılmasına, yapmacık ve eğreti bir şekilde spora iliştirilmeye çalışılmasına kesinlikle anlam veremeyiz.
kadınlar ve çocuklar gerek izleyici gerek sporcu olarak bulunmalı, varolmalı, desteklenmelidir. bunun yöntemi federasyonun mevcut kararı ve uygulaması olamaz.
federasyonun mevcut karar ve uygulaması, bize sorarsanız, şakadan başka birşey olamaz.
çünkü federasyonun birinde, peşpeşe bu kadar hata yapılamaz... olsa olsa şakadır bu...